Bir valiz, iki sırt çantası hazır. Bir de küçük el çantamız var, içinde arkadaşlara küçük birer hediye. Bir İsveç romanı yok çantamda, kitaplığımda da yok. Yine de bir göz atıyorum kitaplığa. Telefondaki mail uygulamasının üzerinde 67 okunmamış e-postanın bildirimi var. En az on tanesi Paris Review Poetry’den gelmiştir, onları okurum belki diyorum. Defterimi alıyorum sadece,... Continue Reading →
Adressiz Mekanların İmkanı
Kaç yıldır bir türlü çözemedim hangi kıyafet ne zaman giyilir bu ülkede. Mevsimler yıla değil güne bölünüyor. Hele ilkbahar ve yaz dediğimiz o süreç yok mu, mümkün değil sıcaklığı kestirmek! Sözde mevsimlik kıyafetlerimle havaalanından şehir merkezine gidene kadar çoktan perişan oldum. Mayıs ayının sonları… Ayakkabılarım topuklarımı ezmiş. Sırtımda bilgisayarımı, not defrterimi, iki tane kitabı, bir... Continue Reading →
Gezmek I: Şehir
İlkbaharın ilk günleri soğuk hatta karlı oluyor bizim buralarda. İşte böyle bir ilkbaharda, soğuk ve karlı bir gece vakti yaz tatili planımızı netleştirmek için bilgisayarın başına geçtik. Niyetimiz komşu ülke Danimarka’nın başkenti Kopenhag’a 4-5 günlük bir seyahatti. Yaz tatilinin ‘tatil’ kısmında bize yetecekti bu gezi. Biletlerimizi aldık, yaz tatilimiz artık e-posta kutusunda güvendeydi. Bir zaman... Continue Reading →
Kuzey kutbunda bir şehir: Bodø
"Seyahat günlükleri" başlığı altında yazmanın güzel tarafı bir mekana dair klişe bilgilerin dışına çıkıp izlenimleri paylaşabilmek. Ne zamandır özlemiştim böyle bir paylaşım yapmayı. Ne var ki heyecan verici, keyifli ve güzel şeyleri rutinleştirmek tüm bu güzelliklerin biraz sıradanlığa dönüşmesine de sebep oluyor. Bir de tabii türlü türlü gölgeli haberlerle geçen baharın yorgunluğu vardı havada. Hava... Continue Reading →
“Önce söz vardı”: Roma
İnsanın ilk aklına gelen hava sıcaklığı oluyor İskandinavya’dan ayrılırken. Burada kaç derece orada kaç derece. Sonra gün uzunluğu. İnce yağmurluklarla, kaşe montlarla geçirilebilecek bir kış düşüncesi ilk başta diğer tüm heyecanları bastırıyor. Yolculuk için kitap seçmek zor olmuyor bu defa. İtalyan edebiyatından kitaplığımda kış için ayırdığım kitaplardan biri ismiyle yola çıkmaya benden önce hazırlanmış gibi,... Continue Reading →
Lviv
şehirden geriye kalanlar, bir kitabın arasında buraya kadar benimle gelmiş Lviv’e dair bir yazı yazacağım. Aklıma daha önce mekan belirtmeden paylaştığım bir Lviv fotoğrafı geliyor, bakmak istiyorum. 2020’nin nisan ayında yaptığım paylaşımın altına şöyle yazmışım: “Olup bitenler, bitmeyenler, olmuş gibi görünenler… tercihler, sonuçlar, reklamlar. Bu fotoğrafı ben çektim. Haritalar üzerinde var olan bir yer yani.... Continue Reading →
Oslo
Bu binanın kapısını 2018 yılında paylaşmıştım Ara ara insan bir şeye dadanır, bir oyuna, bir çikolataya, bir diziye, bir yazara… Ben de bir ara farklı kapıları fotoğraflamaya başlamıştım. Çocukken evimizin girişi kapısında ahşaptan oyma bir levha vardı; ‘’ Ey kapıları açan Allahım, bize hayırlı kapılar aç’’ Bu levhanın da etkisi var mı bilmiyorum ama kapılar... Continue Reading →
Tekinsiz Rüya Hissi Sendromu
Uçaktan inince gecenin bir vakti olmasına rağmen yüzümüze çarpan o sıcak hava dalgasından bir şeylerin tuhaf olacağı belliydi. İlk defa geldiğim bir şehirde sanki mekan hiç yabancı değildi. Asfaltı yamalı sokaklar, asırlık bakırcılar, iştah açan maya kokulu ekmekler ve türlü hamur işi satan fırınlar; mimarisiyle, imamıyla, müezziniyle, şadırvanıyla camiler; türbeler, boy boy rengarenk kilimlerin duvarlardan... Continue Reading →
