Kayıp kediler gazeli

Kitaplığımda şiir kitabı neredeyse hiç yoktur. Şiir okumak çok meşakkatli gelir bana hep. Fakat yıllar önce, henüz bir kedi sahibi bile değilken Üzgün Kediler Gazeli adlı şiir kitabına gönlüm kaymıştı bir kitapçıda. Lise edebiyat dersinden hatırladığım Haydar Ergülen’in kitabıydı. Kitaba adını veren şiirin bamteline dokunan dizelerinden biri de “Güz yüzlü bir kediniz olsun boşluğunuza tutunan, kalbinize taşınan

Odalar birbirinin rüyasına karışsın, gülümsesin saflığın elleri” idi. Bu kitaptan ödünç alıp bir isim uydurdum ben de bu yazıya : Kayıp kediler gazeli.

11 Ekim’de bir kaç yıl önce Murivik’te çektiğim bir fotoğrafı paylaştım. Altına şöyle yazmıştım: 

“Bundan tam elli üç yıl önce, M. çok gençken, Amadeus tam bu fotoğrafı çektiğim noktada kaybolmuş. Daha doğrusu en son bu noktada görülmüş. P. arabaya atlayıp aramaya çıkmak istemiş Amadeus. M. yürüme taraftarıymış. Amadeus arabanın sesini duyarsa saklanır diye düşünüyormuş. Ben elli üç yıl geçmiş olmasına rağmen, buradan her geçişimde Amadeus’u görecekmişim gibi hissederim. Kesin tanırım görürsem. Bu sessizlikte.” 

Gizeme lüzum yok, Amadeus açıkça anlaşılacağı gibi bir kediydi. Bundan tam değil, takriben elli üç yıl önce -M çok yaşlı, her şeyi birbirine karıştırıyor, tam tarih veremedi- M. ailesiyle birlikte Trondheim’dan kalkıp kabinlerinde (İskandinavların tatil evi) keyifli vakit geçirmek için Murivik’e geliyorlar. Tabii o zamanlar Muruvik sadece kabinlerin olduğu sayfiye beldesi. Henüz hem şehre yakın olup hem de fiyord manzarasından nasiplenmek isteyenlerin evleriyle dolmamış. M. de azimli bir müzik öğrencisi olsa da, Trondheim’ın en büyük müzisyenlerinden olacağından habersiz. Yine de kedisinin adı Amadeus -başka ne olabilirdi ki?- Elbette kedisi de onlarla beraber kabine geliyor. Hemen hemen Norveçteki her kedi gibi Amadeus da evden istediği zaman çıkmaya izinli, ve yine hemen hemen her Norveçteki kedi gibi ev ahalisinin kabininin olduğu bölgeyi en az sürekli yaşadığı evin etrafı kadar iyi tanıyor. Fakat işte, hiç beklenmedik anda olur böyle hadiseler. O gün, o meşum hadisenin olduğu gün, Amadeus ağaçlara tırmanmak, çimlerde yuvarlanmak, komşu kedilere varlığını hatırlatmak, velhasıl hayattan kam almak için kabinden çıkıyor ve fakat geri dönmüyor. M., kardeşi P. ile soluğu dışarıda alıyor. Arayıp tarıyorlar etrafı. Kendilerini duyacağını, çıkıp geleceğini umarak Amadeus’un adını bağıra bağıra söylüyorlar. Ne çare, bundan takriben elli  üç yıl önce M. ‘nin en yakın arkadaşı Murivik’te kayıplara karışıyor. 

Amadeus’u, M. ‘nin yarım asırda acısı geçmeyen kaybını anmak istemiştim sadece 11 Ekimdeki paylaşım metninde. Tam üç gün sonra, 14 Ekim’de Gyda ile camdan dışarı baktık. Havalar aniden soğumuştu yaz sonrası, yağış da vardı. Evden çıkmaya hevesi yoktu pek o hafta. 14 Ekim günü nispeten güzel bir hava vardı. Gyda her zamanki olgun, gün görmüş bakışlarıyla Ergülenin’in tabiriyle lirik lirik camdan baktı. Yanında durdum. Ben de baktım dışarıya onunla berber. Sonra gitti. Bir kaç saat geçmeden telefon geldi. Üstündeki çip sayesinde ulaşmışlar bize. Gyda’ya araba çarpmış. Murivik’e beş kilometre uzaklıkta bir yerde, sakin bir sokakta. Sadece üç gün olmuştu Amadeus’u analı. Demek böyle oluyormuş bu işler, bir anda. Artık o da ‘kayıp’. “Güz yüzlü bir kediniz olsun boşluğunuza tutunan, kalbinize taşınan” diyordu şair. O kedi gerisin geri taşındığı zaman oluşan boşluktan bahsetmiyordu şiirde. Yine de kedisiz evin yetim olduğuna değiniyordu.

Bir kediye gazel yazılır mı? Üzgün kedilere gazel yazılır mı? Saçlı sakallı koca adam Haydar Ergülen, ne şimdi bu şiir. T.S. Eliot da “Kedilere isim vermek” adlı bir şiir yazmıştı. Kedilerin dalıp dalıp gittikleri anda isimlerini düşündüklerini iddia eden şiir.  M.’nin kedisinin ismi Amadeus’tu, bu fani dünyada M. için en muazzam kişilerden biriydi çünkü Wolfgang Amadeus Mozart. Ne tuhaf, Gyda’nın ismi biz tanıştığımızda Gyda idi zaten. Gyda, yani Norveç’in ilk kraliçesi. 

Hayatında bir kitapçıda gönlü bir kitaba kaymayanlar kolay kolay kedi sevgisini, hayvan sevgisini anlayamıyor sanki. Şiir ne kadar lüzumsuzsa, hayvan sevgisi de o kadar lüzumsuz. M., o yaşlı yorgun haliyle bana Amadeus’u anlatmıştı. Yarım asırlık kaybını. Anlatacak çok şeyi vardı ve Amadeus kesinlikle onlardan biriydi. Öylesine bir heves değildi onun için, arkadaşıydı onun. Amadeus’u uzun uzun anlattı. Çünkü derinliği olan insanlar zamanla alışmazlar içlerinde bulundukları şartlara. Kayıpsa kayıp demezler. Alt tarafı bir kedi, bir çiçek değildir etraflarındakiler. Kıymet bilirler. Şiirde de çok açık değil mi böyle olduğu:

ÜZGÜN KEDİLER GAZELİ

                                                – Bu gazeli yerime yazan 

                                                sevgili kardeşim Engin Turgut’a

Hüznün tüyleri dökülür, lirik bakar kedilerin camdan gözleri

Çocukluğumun kelimeleriyle şımartsam da gurbet gibi bakarlar

Kedilerde gördüğüm keder üşümüş sokaklar ve akşam kokuyor

Peşime takılır tenha bir şiirden atılmış masum yazlar ikindisi

Güz yüzlü bir kediniz olsun boşluğunuza tutunan, kalbinize taşınan

Odalar birbirinin rüyasına karışsın, gülümsesin saflığın elleri

Kediler kasabasında çözülür yalnızlığın masaldan ipleri

Kardeşliğin cömert bahçesinden pınar olur dostun gönlüne akarız

Bir zarf gibi yırtılmasın kalbimiz, çıkarın beni mektubun içinden

Kedilerin düşleriyle yıkansın şu yaralı ruhumdaki sessiz mavi

Kayıp hatıralar gölgesinden dile sığmayan bir hakikat geçiyor

Başkalarının kedileri de komşum olur, gözlerimizle mırıldanırız

Kedim kendisini evin uysal şiiri sanıyor, şiirin aklı kısa tırnakları uzun

Kedim kendisini bilge sanıyor sokakların ve aşkın ısrarla özlediği

Mevsimlerin kumunu karıştırma, içinden sabah sesli bir kedi çıkar

Kediler kadar yalnızım mor düşlerimden kuşlu parklar havalanır

Hayallerimin toprağını eşele, ahşap kalbimi tırmala, kımıldasın her şey

Çünkü bir kedi kadar gövdesi var kırılmış ve yorgun heveslerin

Kedi mağrur, şehir zalim, nar küskün, kâğıt paslı, hayat maskara olmuş

Bu yüzden mi şiirin üzerine kül yağdırıyorlar, hızla eskiyor kelimeler

Evler kedisiz yetim, sokaklar kedisiz üvey sayılır, ben budalasıyım aşkın

Beni de boynu ıssız kedilerden sayın, nasılsa ağzım var dilim yok

Kedilerimin kardeşiyim, inceliği ve mahcubiyeti onlardan öğrendim

Beni turnasız türkülerin beni solgun bir kedinin kalbinde unuttular

Leave a comment

Create a free website or blog at WordPress.com.

Up ↑