Bir baltaya sap olmak veya olmamak, işte bütün mesele bu

İnsanoğlunun bu dünyadaki yegane hedefi bir baltaya sap olmaktır. İnsan doğar, büyür ve bir baltaya sap olur, sonra da ölür. Bir baltaya sap olmak her ne kadar tabii bir süreçse de, bir baltaya sap olamayan insanların varlığını da bilmekteyiz. Üstelik bir baltaya sap olamayan insanların tarihi hiç de öyle düşündüğümüz gibi yakın zamanla sınırlı değil, umuyorum ki tarihçiler bizi bu kökleri çok eskiye dayanan insanlar hakkında daha da aydınlatırlar. Fakat bu iş öyle sanıldığı kadar kolay değildir, zira bir kısım tarihçiler de ne yazık ki bir baltaya sap olamamıştır. ‘Bir baltaya sap olmak’ ifadesini incelemenin en zor yanı sosyo-ekonomik sınıf farklılıklarına göre ifadenin yeni anlamlar kazanması, sınırlarının sürekli yeniden çizilmesidir. Fakat orta sınıf diye tabir ettiğimiz fakirlikle zenginlik arasına sıkışmış kesimde bu ifadenin diğer sınıflara nazaran çok daha büyük bir öneme haiz olduğu da bilinmektedir. Burada da sosyologlara büyük bir iş düşse de ne yazık ki onların da tarihçilerden geri kalır bir yanı bulunmamaktadır. Birçoğu bir baltaya sap olamamıştır ve bir baltaya sap olamamış bir sosyologun bu konu üzerine çalışırken ne kadar objektif olabileceği büyük bir soru işaretidir.

Bir baltaya sap olmak için, sınıfsal olarak içeriğinde küçük farklılıklar olmakla beraber, farklı alanlarda ulaşılması gereken hedefler vardır. Bunlar kabaca ekonomik ve sosyal hedeflerdir. Bu hedeflerin tamamına beklenen seviyede ulaşılmadığı müddetçe diğer skalaların yüksek olması sonucu etkilemez, bir baltaya sap olmamışsınızdır. Diğer yandan skala değerlerini hedeflenen noktada sürekli olarak tutmak da son derece önemlidir. Farzı muhal bir skalada geçici olarak da olsa (toplum nereden bilsin geçici mi kalıcı mı) geriye düşmeniz sizi balta sapından, hafazanallah,  sade bir sapa dönüştürebilir. Tam bu paragrafta elbette söz konusu skalaların bir listesi yapılabilir. Her ne kadar sınıfsal ve kültürel nüansların varlığından söz etsek de toplumlar hakikatte üç aşağı beş yukarı benzer beklentilere sahiptir. Hatta toplum değiştiren insan grupları (göçmenler) bile kendilerini kısa sürede bulundukları yere adapte edip ortalama skala başlıkları ve değerleri üretebilmektedir. Yine de ben bu liste içeriğini kendi mahallelerinizin insafına bırakıyorum. 

Peki kimdir bu bir baltaya sap olamayanlar? Bir kısmı baltanın kendisi olacağını iddia eder ve kafasına bir takım sistemsel acı gerçekler olarak tabir edilen tokmağın darbesini almak suretiyle afallatılır. Bir diğer kesim baltanın tek başına yeterliliğini sorgulayanlardır. Bunlar daha çok alternatif aletlerin varlığına katkı sağlamak için yola çıkarlar. Baltanın kendisi olmaya niyet edenlere nazaran daha çok başarıya ulaştıkları bir hakikat olsa da en başta da belirttiğimiz üzere insanın tabii gelişim süreci bir baltaya sap olmak üzere kuruludur ve bu insanlar bu döngüye aykırı hareket ettikleri için toplum nezdinde başarının bir kıymeti harbiyesi yoktur. Bununla beraber bu farklı yollara sapanların bir kısmı gittikleri yol tamamen farklı olmasına rağmen kendilerini bir baltaya sap olmuş gibi gösterebilmektedir. Yine de altını çizmek lazım ki gerçekten bir baltaya sap olunmadığı müddetçe bu göstermelik statüyü kaybetmek an meselesidir. Bir önceki paragrafta olduğu gibi burada da bir liste yapmak ve muhtelif meslek erbabını derinlemesine incelemek mümkündür. Fakat bir blog için bu kadarı şimdilik yeterlidir. Şimdilik analiz gibi başlayıp yer yer savrulan yazımıza burada son veriyoruz. Bir baltaya sap olamamış iki önemli meslek erbabını, sanatçıları ve dervişleri ele alacağımız bir başka yazıda kaldığımız noktadan devam etmek umuduyla.

Leave a comment

Create a free website or blog at WordPress.com.

Up ↑